2/10/2008 - uğur böceğim...

Biz üç kişiydik. Kimsenin dokunmasını istemediğimiz, olmasını tüm benliğimizle istediğimiz hayallerimiz vardı. Hayat bizleri 2 seneliğine ayırıyordu Edirne ve Isparta ayrımı çıkmıştı karşımıza, en azından bizler bu ayrılığı sadece 2 senelik sanıyorduk sonsuzluğa ulaşacağını bilemezdik ki… O sene bileğimize dostluğumuzu simgeleyen birer nazar boncuklu bileklik takmıştık. Meleğim sen gittikten sonra nasılda bileğinden kesip aldılar onu ama o sadece bir simge bizim dostluğumuz hiç biter mi… Evet sen gittin ama bizler hala bileklerimizde taşıyoruz simgemizi. Bir sınav çıkışında bir uğur böceğinin gelip de simgemizin üzerine konduğu an garip bir şaşkınlıkla bakakaldım ona. O sendin belki de bana uğur getirmek istedin. Daha da garip olanı uzun bir müddet ayrılmadı uğur böceğim benden, simgemizin üzerinden. Sonra uçtu gitti, şarkısı gibi. Oysa ben gitmesini istememiştim. Gitsin diye şarkılar söylememiştim. Ama gitti… Bana kalan sadece bir fotoğraf karesi, tıpkı senin gibi meleğim… Çarpık bende birkaç gündür. Annenler Sinop tan dönene kadar benim misafirim oldu. Öyle çok sevindim ki onun benimle olmasına. O da sanki tanıdı beni hiç huysuzluk yapmadı. Biliyorum görüyorsun eminim o da seni çok özlemiştir tıpkı bizler gibi. Senin yeryüzünde kalmış bir parçanın benimle olması, belki de beni olduğu kadar seni de sevindirmiştir… Annende her gün arıyor oğlunu sormak için. Onun içi rahat ya bu da ayrı bir sevinç bana. Zaten çok fazla yanında olamıyorum uzaklardayım böylesi onu da beni de mutlu etti en azından… Hepimiz seni çok özledik...
|